TimeOut- Ağustos 2017

Yazmayı en çok sevdiğim makalelerimden biri oldu. Eğitimde fırsat eşitsizliği konusundan yola çıkıp Türkiye’deki Suriyeli çocuklara sanat workshop’ları hazırlayan, onların çizdikleri ile koleksiyon tasarlayan Reflect’in hikayesi.

Makaleden Ufak Bir Alıntı:

“Ece ile Edipcan’ın yolları kesiştiğinde, iki buçuk yıldır finansal danışmanlık sektöründe çalışan Ece sosyal etkiye dönüştürülebilecek bir fikir, Boğaziçi’nden yeni mezun Edipcan ise günlük tüketim alışkanlıklarının sosyal bir amaca hizmet edebileceği bir anlayış bulma peşinde idi. Merkezine ‘insan’ faktörünü koyan bir marka yaratma fikri onlar üzerinde konuştukça gelişti, olgunlaştı, ete kemiğe büründü. Kıyafetlerin güçlü birer iletişim aracı olduğu gerçeğinden hareketle arzuladıkları manifestoyu yaymak için modadan yola çıkmaya karar verdiler.

Uzun bir süre araştırma yapmakla geçti. Sürdürülebilir moda kavramı nedir, bu konuda Türkiye nerededir… Dünyayı tehdit eden çevre kirliliğini en çok pompalayan ikinci sektörün hızlı moda sektörü olduğunu düşününce başlangıç noktalarını takdir etmeden geçemiyor insan. Ancak hikaye sonrasında daha da güzelleşiyor; çünkü Reflect için işin alamet-i farikası tasarım aşamasında filizleniyor.

Koleksiyonlarının DNA’sını oluşturan fikri Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerine göre belirliyorlar. “Solidarity” (Dayanışma) ismini verdikleri ilk koleksiyonlarının belkemiği ise birçok toplumu yakından ilgilendiren eğitimde fırsat eşitsizliği olgusu. Reflect bu konuyu Türkiye’de ne dil, ne de kültürü bilerek yaşam kurmaya çalışan Suriyeli mülteci çocukların üzerinden işlemeye karar veriyor. Hedef, yuva dahil okul çağına gelmiş, on iki yaşından küçük çocuklar. Bu çocukları topluma kazandırmak üzere Fatih semtinde çalışmalar yapan, Small Projects İstanbul isimli kurumla anlaşıp altmış kadar çocukla yola çıkıyorlar. Reflect’in sanat terapisi programı böylece başlıyor. Çocuklara boyalarla özgür çizim çalışmaları yaptırıyorlar. İpler, farklı cisimler kullanılıyor. Çocukların travmalarını kağıda dökmelerini istiyorlar. Çocuklara şimdi nasıl hissettiklerini soruyorlar. Çocuklar boyuyor, boyuyor… Amaçları çocukları güçlendiren, rahat ettiren bir ortam içerisinde iyileştiren terapilere imza atmak. Öyle de oluyor… Gerek çocuklar, gerekse SPI’dan aldıkları geri bildirimler sanatın iyileştirici yanını bir defa daha gözler önüne seriyor.

Bu sırada çocukların yarattığı eserleri farklı disiplinlerden kişiler yeniden yorumluyor. İllüstratörler, ressamlar, tasarımcılar ile çalışıyorlar. ……………”

Makalenin tümünü okumak için buraya tıklamanız yeterli.

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir