Karşınızda Moda Sektörünün 2018 Karnesi

Adı üzerinde bu bir karne. O yüzden metni çok da uzatmayacağım. Amacım birkaç önemli betimleme ile aklınızda özet bir resim yaratabilmek. Zira 2018 moda sektörü için akıllarda iyi bir sene olarak kalacak. 2017 sonlarında yapılan araştırmalarda 2018 için beklentiler hep ‘öngörülemez’ ve ‘sınırları zorlayıcı’ tanımları ile zuhur etmişti. Halbuki 2018 hepsinin üzerinden ‘gayet iyi’ sayılabilecek bir olumlulukla geçti. Moda sektörünün topyekün cirosu herkesin rüyalarını süsleyen 2015 yılı seviyelerine dönmemiş olsa dahi markaların yüzü güldü. 2018’in yılı %4 ila 5 arasında bir büyüme oranı ile kapatacak. Bir önceki sene bu rakam %3,5 idi. Bahsettiğimiz sektördeki hacim ise 2.5 milyar dolar.

Devir süper markalar devri

Büyüme oranları tatmin edici olsa da sektör müthiş polarizasyonları göğüslemeye devam etti. Büyümenin firmalar arasında dağılma biçimi bunların ilki ve bana göre en önemlisi. Zira McKenzie’nin hazırladığı rapor sektördeki kar dağılımının dengesizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Rakamlar sektörün en çok kazanan 20 şirketinin(super winners diye adlandırılan grup) sektörde oluşan tüm karın %97’sine sahip olduğuna işaret alıyor. Evet doğru okudunuz. Geri kalan tüm markaların bölüştüğü kar payı sadece %3’lük kısım. Eminim kim bu şanslı 20 diye merak ettiniz. Listenin en başında Inditex grubu (Zara, Oysho, Massimo Dutti gibi markaların çatı şirketi) tüm ihtişamı ile otururken, Nike, LVHM, Kering (Gucci’nin de ait olduğu grup), H&M, Uniqlo, Adidas, Hermes ve Gap gibi isimler de sıralamanın diğer kazananları arasında boy gösteriyor. Buraya geciktirmeden bir parantez açmam lazım. O zaman neymiş, demek ki GAP için geçerli olduğu gibi bir marka mağaza kapatıyor diye yer gök inlememeliymiş. Demek ki mağaza kapatmak içeride işlerin kötüye gittiğine dair bir gösterge değilmiş. Çünkü bugünün dünyasında aslolan internet üzerinden yapılan satışlar imiş…

zara-magazalari-turkiye

Lokasyon önemlidir   

Polarizasyon konusuna dönecek olursak, coğrafi bölgeler ikinci önemli bulgu olarak karşımıza çıkıyor. En basit anlatım ile anlamlı büyüme oranları sadece belli başlı ülkelerde mevcut. Markalardaki büyümeyi bu kilit noktalar sırtlanıyor. Buradan akan para ile diğer bir takım lokasyonlar finanse ediliyor. Hindistan kilit noktaların ilki ve en önemlisi. Avrupa’nın doğusunda konumlanan ve hala ‘gelişmekte olan’ ülkelerde moda sektörü iyi büyüyor. Uzakdoğu’daki gelişmekte olan ülkelerde (Japonya ve Güney Kore bu elbette bu tanımın dışında) moda sektörü iyi büyüyor. Hatta yapılan tahminler 2019 senesinde Çin’deki moda harcaması hacminin Amerika Birleşik Devletleri’ni de geride bırakarak tarihinde ilk defa zirveye oturacağına dikkatleri çekiyor.

Ya lüks ya mass, arası yok

Öne çıkan bir diğer saptama ise toplam cironun aslan payının lüks markalar ile müşteriye uygun fiyatlı moda çözümleri sunan mass markalar arasında pay edildiği gerçeği. Ya Louis Vuitton ya H&M yani… Marka konumlamasını bu iki uç arasında yapan isimlere hayat şansı yok denecek kadar az. Sebep ise tamamen taleple alakalı. Müşteri talebi bu iki ekstremde yoğunlaşıyor. Orta katmanın cazibesi her sene artan bir ivmeyle düşüyor. Öyle ki, kalite/fiyat skalasında kendini yeniden yapılandırarak ‘ulaşılabilir lüks’ statüsünde konumlayan markalar da 2018’in potansiyel kazananları arasına yükseliyor. Bakınız Michael Kors, bakınız Longchamp, bakınız Tommy Hilfiger…

…….. makalenin tümünü okumak için lütfen buraya tıklayın.

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir