İLAN: Kiralık Dükkan Umutsuzca Kiracısını Arıyor!

Çocukluğunu Alsancak’ta geçirmiş bir İzmirli olarak o kadar üzücü ki… Şehrin en canlı, en şık, en enerjik yeri birer birer renklerini yitiriyor… Bir İzmirli için annesiyle alışverişe gittiği dükkana, büyüyünce çocuğu ile girebilmek kavramı dahi mutluluk kaynağı iken, Alsancak’ın ‘terkedilmişliğine’ üzülmemek mümkün değil.

Alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı, sokağa aşık İzmirliler için şu anki Zara’nın yerinde bir zamanlar tüm ihtişamıyla yükselen, giriş katı potpori kokulu Vakko’nun kapanışı bile zamanında tüm şehirde matem havası estirmeye yetmişken Alsancak’ın bugün geldiği durum gerçekten inanılır gibi değil…

Gel gelelim gerçek şu ki, Alsancak’ta mağazalar önlenemez bir hızla kepenk indiriyor. Özellikle Gül Sokak’ta açık kalmayı başarmış mağaza sayısı neredeyse bir elin parmakları kadar. Talep azlığı ile yüksek kira dengesizliğine direnenler ise bence bulunduğu noktada uzun süreli kalıcı değil. Kapananların vitrinlerini ‘süsleyen’ kiralık ilanlarına, açık mağazalardaki “son indirim”, “zararına fiyatlar”, “kapatıyoruz”’lar eşlik ediyor. Ve işin esas üzücü kısmı, durum Alsancak ile sınırlı değil. Tıpkı sebebin alışveriş alışkanlıklarımız ile beraber sokak ve yaşam kültürümüzü de başkalaştıran AVM hegemonyasından ibaret olmadığı gibi.

Adana’nın merkezindeki Ziya Paşa Caddesi’nde de durum farksız. Ana cadde üzerindeki mağazalar birer birer kapanırken, bazıları çareyi kiranın daha düşük olduğu iç sokaklara geçmekte buluyor. Örneğin B&G yer değişimi yaparken By KepiKids ve Goose Adana pazarından çıkış yaptı.

İstanbul’un en majör 3 alışveriş kulvarı Bağdat Caddesi, İstiklal Caddesi ve Nişantaşı’nda da benzer bir durum yaşanıyor. Cushman&Wakefield’ın raporuna göre son 3 senede bu noktalardaki boş dükkan adedi %15 oranında arttı. Üstelik yine bu lokasyonlardaki uluslararası marka adedi 3 sene içinde 173’ten 140’a düştü. 2012-2016 (Eylül ayı itibariyle) aralığına bakıldığında ise bahsi geçen 3 ana alışveriş hattındaki boş mağaza sayısı 34’ten 90’a yükseldi. Türkiye’de uluslararası marka girişleri, açılan mağazalar (özellikle lokal küçük markalara ait) elbette mevcut. Ancak hepsi alt alta toplandığında tabloyu olumlu hale getirmeye yetmiyor. Geçtiğimiz sene Topshop, C&A, GNC ve Douglas ülkeyi toptan terk etti. Kozmetik devi Tekin Acar’ın kira ve maaş ödeyememe korkusunu 46 yıllık kariyerinde ilk defa hissettiğini, bu sebeple küçülmeye gideceğini kendi ağzından daha yeni dinledik.

Sadece sokaklarla sınırlı kalmayan, şu anda ülkenin perakende yükünü sırtlanmış AVM’lerinde de benzer durumlar yaşanıyor. “Peki ben tüketici olarak neden bu durumu fark edemiyorum?” diyor olabilirsiniz. Mağazalar toplu halde değil, farklı şehir ve şehir içi lokasyonlarda birer birer kapandığı için Alsancak gibi çarpıcı bir resim olmadığı sürece durumun bir bakışta anlaşılması kolay değil.

Bu baş aşağı gidişatta Turkstat’ın verilerine göre 2020’ye kadar %4’ün üzerine çıkması beklenmeyen GDP artışının etkisi, dolar ile hesaplanan kiralara karşın Türk Lirası’nın kan kaybedişi, ülkeye gelen turist sayısındaki hatırı sayılır düşüş, referandum ve sonrasına kitlenmiş halkın huzursuz bekleyişinin etkisi var. Diğer bir deyişle bu tablo, bir bütünü oluşturan parçaların ortak sonucu.

Üretim çoğunluğunu yine bu topraklarda gerçekleştiren, kıyafet ve aksesuar fabrikasyonundan milyonlarca ailenin geçim sağladığı Türk perakende sektöründe toparlanma emarelerini nasıl görebiliriz derseniz, onun da cevabı elbet bir değil birden fazla şıktan ibaret olacaktır. Ama bence bunlar arasında en önemlisi, ekonominin en az 2015 senesindeki seviyeye ulaşabilmesi onun için de halkın kendini güvende hissedip önünü görebilmesidir.

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir