Şefkati Belirler mi Giyinmek?

Bir kız çocuğu. Altı yaşında. Giydirilip süsleniyor. Kaliteli kumaştan paltolar, güzel bir elbise, şık botlar… Saçları fönleniyor. Sonra Tiflis’te bir meydanda tek başına beklemeye başlıyor. Öylece sokağın ortasında duruyor. Anne, baba, abla, kardeş… kimse yok yanında. Geçen herkes yanına gidiyor, adını soruyor, ona ne olduğunu merak ediyor. Kaybolmuş mu acaba? Yakında mı oturuyor? Ona yardım edebilirler mi? Herkes Anano’nun boyuna eğilip gözlerinin içine bakıp iletişim kurmaya, onu anlamaya çalışıyor.

anano-makeupAynı Anano… Bu sefer yüzüne makyajla bir süredir sokakta yaşamış ifadesi veren ‘kirler’ yerleştiriliyor. Saçları bakımız, hırpalanmış. Üstü başı eski, yırtık, pis… Yine aynı meydanda, yine tek başına duruyor. Yanından geçen yüzlerce kişiden bir tanesi bile Anano’ya yaklaşmıyor. Görmezden geliyorlar varlığını. Anano etrafına görünmez oluyor…

Bahsettiğim Unicef’in bir hafta kadar önce yayına aldığı deneyin bir kısmı. Eğer henüz görmediyseniz, buradan videonun tümünü izleyebilirsiniz.

Ben gözümde yaşlarla izledim bu gerçekliği. Tıpkı Unicef’in anlatmaya çalıştığı gibi kendimi irdeledim; her iki Anano için de yolda durur muydum diye… Her iki Anano ile eşit derecede ilgilenir miyim diye? Yargıladım, utandım, şefkat duydum, üzüldüm, içimi sevgi kapladı aynı cevap içerisinde.

Maalesef bu gerçeklik dünyanın her köşesi için aynı. Anano’nun örnek olduğu durum, toplumdaki değerlerin, ön yargıların, şekilciliğin vardığı nokta. Unicef bu video’yu “fakir çocuklar, zengin çocuklara kıyasla iki kat daha fazla oranla 5 yaşından önce hayata veda ediyor” bulgusuna ulaştığı raporun bir göstergesi olarak çekti. Yani aslında çok daha vahim bir gerçekliğin ufak bir yansıması Anano’nunki. Sizce bundan daha korkunç bir kayıp olabilir mi? Dünya bir takım kalıplar içine sıkışıp kalmaktan yetiştireceği yeni nesillere, yani kendi geleceğine körleşiyor. Sevgiyi, ilgiyi, şefkati ‘şekil’ kaygısı yönetebiliyor. İnsan tek başına duran masum bir çocuğa karşı yabani olabiliyor. Ve hatta onu ‘ötekileştirebiliyor’.unicef-Anano-679x350

İyi giyinmek ve iyi görünmek gibi olguların insan psikolojisi ile ilintili olduğu aşikar. Hatta bu uğurda harcanan paraların altında yoğunlukla psikolojik unsurlar var. Ancak psikolojiden nem alarak kuvvetlenen dış görüntüye önem verme olgusu, sosyolojik algıları salt kendi etrafında odaklanacak derecede şekillendirebiliyorsa orada bir durmak lazım. İnsanı insan yapan merak, sevgi ve şefkat gibi hisler dizginleri dış görüntüye teslim etmişse varsın bir daha modanın adı anılmasın. Sadece Unicef bu video’yu yayınladı diye dünyanın gidişatının ters yüz olacağını, insanların hayatın akışına damgasını vuran şekilcilikten birden bire sıyrılacağını tabi ki düşünmüyorum. Ancak her şeyin başı farkındalık. Ekstreme giden konularda farkındalık yaşamazsak dozu aştığımızı nasıl anlayabiliriz ki? Aynı gömleğin bir açık ton mavisini, evde duran iki bantlı sadaletin üç bantlı olanını, bu yaz mutlaka dolabımda bulunsun diye omuzları açık bırakan bluzların 3-5 rengini toplamak yerine ona harcanan zaman ve parayı ihtiyacı olan birisi için ayırmayı nasıl gözetiriz ki?

Not: Unicef’in Türkiye ofisine buradan ulaşabilirsiniz.

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir