Originel- Şubat 2016

Bir markadan her şeyi almak mı, yoksa her markanın bir şeyini toplamak mı? Rakamlar trendin ikinci seçenekten yana olduğuna işaret ediyor. Yani parmak arası terlik için milyonların Havaianas’a koşması veya jean için ille de J Brand diye tutturması tesadüf değil. Bir ürüne odaklanmanın markalara çok kazandırdığı bu yeni dönemi Orijinel’de anlattım.

Makaleden Ufak Bir Alıntı:

“………… Artık envanterinde her şeyden bol bol bulunduran isimler yerine “Köhne bir restoran. Aile işletmesi. Sadece makarna yapıyorlar ama bir Taglietelle’leri var, inanılmaz lezzetli” diye tarif ettiğimiz o restoranlara sırf o makarna aşkına uğramak istiyoruz. Ya da, “Küçücük bir dükkan, el yapımı çantalar satıyorlar.  Ama bir desenler, bir modeller var aklın durur” şeklinde tarif edilen mağazadan mutlaka bir çanta edinmek arzusuyla yollara düşüyoruz.  Arayışımız kulvarında başarılı, kaliteli, bizi hayal kırıklığına uğratmayacağından emin olduğumuz ürünler için.

Mono-Product Dönemi

Her şeyin başı talep. E trend de böyle olunca, müşteriler yukarıda bahsettiğim tipteki ürünlere yöneldikçe ‘mono-product’ olarak tanımlanan, tek bir ürün tasarlamaya odaklanmış markaların altın çağında yaşıyoruz. Herkesin gardırobunda en az birer çift halinde yer bulan Havaianas parmak arası terlikler gibi… Tek bir ürüne odaklanmış markalar ilgimizi git gide daha çok çekiyor. Onların sahip olduğu ekspertize saygı duyuyoruz. Ürünleri ile ilgili her detaya aşkla bağlı olduklarını hissediyoruz. Ortaya koyduklarını ince düşünülmüş, özenle tasarlanmış ve özellikli buluyoruz. Dolayısıyla paramızı bu tip ürünler için harcarken gizliden bir mutluluk ve gururla doluyoruz.

superga-dantelDuruma markaların penceresinden bakınca ise tek bir ürüne odaklı davranmanın satış kadar marka algısı açısından da olumlu getirileri olduğunu söylemek mümkün. Enerjiyi tek bir yere yoğunlaştırmak hedeflenen sonuçların daha hızlı elde edilmesine olanak sağlıyor. Bugünün moda dünyasında jean’ler için ısrarla J Brand’in tercih edilmesi, günlük spor ayakkabılarda Superga’nın peynir ekmek gibi satan klasik modeli, ciddi görünümlü ayakkabılarda Church’ün çizdiği istikrarlı satış grafiği, ve sadece yoga kıyafetleri tasarlayarak yola çıkan Lululemon’ın müthiş yükselişi tek ürüne odaklı markaların başarısına sadece birkaç örnek. 

……………

Bugünün moda devleri arasında yer alan Burberry’nin yola sadece trençkot tasarlayarak çıktığını, Moncler’in soğuğa dayanıklı montlar üreterek üne kavuştuğunu ve Louis Vuitton’un yaptığı sağlam valizlerle moda sahnesine adım attığını düşünürsek yola tek bir ürünle çıkmanın faydalarını daha da iyi gözlemleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde tek bir ürüne yatırım yapan markaların hızlı bir ivmeyle artmaya devam edeceğini düşünüyorum. Kendilerini ‘özellikli’ sıfatıyla konumlamak isteyen yeni girişimciler sıklıkla tek bir ürüne odaklanmayı seçecektir. Hatta ben ilerleyen dönemlerde odak alanının daha da daralacağı görüşündeyim. Mayo yerine hamile mayosu üretmek veya T-shirt yerine soğuk havalarda spor yapmaya uygun materyalde t-shirtler tasarlayıp satışa sunmak gibi…”

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir