Gelecek Tasarımcı Düşüncenin Mi Elinde?

Uzun zamandır hakkında layıkıyla yazmak istediğim bir konu var; tasarım. Bu konu öylesine fark edildi, önem kazandı, spot ışıklar altına alındı ki…. Tasarım tek başına koskoca şirketleri peşinden sürükletiyor. Marka konferanslarında tasarım konuşuluyor. Tasarımcı düşünce tarzı üzerine kitaplar yazılıyor. Bu yola erken çıkanlar tasarımın kazandırdığı ciroları, tekrar tasarım inovasyonu yapmak üzere şirketlerine geri akıtıyor. En sadık arkadaşımız Iphone’ların da ilk cazibe unsuru tasarımlarında gizli değil miydi? Ancak bugün durum sadece estetik kaygılarla sınırlı da değil.

Firmalarda Tasarımcı Devrimi

design-cloudGünümüzde tasarıma verilen önem boyut değiştirdi. Bana göre bugünün tasarımcıları inovatif fikirleri estetik kaygılarla şekillendirerek hayata geçiren sihirbazlar… Eskiden tasarım işin en son anında masaya yatırılan bir kavramdı. Sırf ürün hoş bir görüntüye sahip olsun diye. Önceleri ‘tasarımcı eşittir estetikten anlayan insan’ şeklinde bir tavır vardı iş dünyasında. Bir nevi tasarımcı eşittir sanatçı gibi… Hatta katıldığım konferanslardan bir tanesinde dünyanın tasarım devi IDEO’dan bir konuşmacıyı dinlerken durumu şöyle özetlediğini hatırlıyorum. “Eskiden firmaların içinde biz çocuk masasında oturtulurduk. İş olup biter, kararlar alınır en son bizim haberimiz olurdu. Ürünü şöylece bir elden geçirmek için… Şimdilerde büyükler masasına davet edilir olduk”.

Tasarımın bu denli parlayışı, ‘design thinking’ olarak adlandırılan sorunu müşteri lehine çözmeyi colors-designamaçlayan tasarımcı düşünce tarzının iş dünyasında yayılmasıyla yaşandı. Bence işin püf noktası ise bu tip düşünen kitlenin odak noktalarına insanı koyması. Bu bir cep telefonu gibi teknolojik bir alet tasarlayanlar için de geçerli, kıyafetleri ile milyonları peşinden koşturan modacılar için de, mücevhere şekil veren zanaatkarlar için de geçerli, bir diş fırçası gibi günlük kullanım objelerinin çizimlerini yapan endüstriyel tasarımcılar için de…. Ana amaç satacak ürün yapmaktan öte. Ana amaç, beklentilerin üzerinde bir performans gösterirken, fark yaratacak görsellikte ürün üretmekte. Bunu yaparken ortaya konan ürünün her daim gelişmeye açık olduğu hissiyatını müşteriye iletmekte.

Design Thinking Metodolojisi

Dünyaca en çok kabul gören tasarımsal düşünme metodu aşağıdaki gibi işliyor.

DesignThinkingBuradan da anlaşılacağı gibi tasarımcı bir konuya yaklaşırken ilk başta onunla ilişki halinde olan kişinin deneyimlerine odaklanıyor. Dolayısıyla müşterinin ürünle ilişkilendirdiği duyguları saptama şansı buluyor. Bir Türk kahvesi fincanının tasarımından sorumlu endüstriyel tasarımcının ‘İnsanlar ilk kahvesini saat kaç civarı içiyor? Kahve kişide ne gibi hisler uyandırıyor? Kahve sohbete araç olduğuna göre ceydabozkurtgenelde yalnız mı, bir başkası eşliğinde mi içiliyor? Fincan neden kavranarak değil de kulpundan tutuluyor? Kahve içmek en çok nasıl bir ortamda keyif veriyor….’ sorularına yanıt araması gibi. Bu bilgiler ışığında bir fikir belirmeye başlıyor. Bence diğer bir kritik nokta ise metodun son aşaması. Tasarımsal düşünce mantığı ile bir olaya yaklaşan kişiler işlerin rast gitmeme olasılığını baştan kabul ediyor. Hata payı açık. Hata yapmak dünyanın sonu değil yani.

Bu düşünce tarzı şirketlerdeki iş yapılma şeklinden organizasyon yapısına kadar bir çok alana hızla entegre oluyor. Türkiye’de de bazı büyük holdingler personeline bu tarz eğitimler vermeye başladı. Johnson&Johnson, PepsiCo. ve Philips gibi isimlerin yakın zamanda Chief Design Officer (CDO) titri ile pozisyonlar açmış olması bile tasarıma gösterilen rağbeti özetlemeye yeter.

Günün Trendini Yakalamanın Yolu İyi Tasarımdan Geçer

İşe tasarımsal bir bakış açısıyla yaklaşmak bugünün trendlerini yakalamak için de gerekli. Markaların sıklıkla başvurduğu işbirliği hamlesi, tasarımın yaratıcı gücünden doğan bir pazarlama taktiği değil mi? Veya çevreye duyarlı bir marka algısı yaratmak için illa tasarımın kapısını çalmak gerekmiyor mu?Arthur-Potts-Dawson2

‘Green Restaurants’ konsepti ile ün kazanmış Arthur Dawson’ın konuşmasını Marka Konferansı’nda dinleme fırsatım oldu. Dawson restoranını boşa harcanmış alan, enerji, zaman, su ve gıda olmayacak biçimde yeniden şekillendirdiğini anlatırken bunun için ihtiyaç duyulan tek şeyin iyice düşünülmüş tasarım olduğunun altını çizdi. Ve şunu ekledi, eğer markanız için aradığınız sürdürülebilirlik ise bunu tasarım olmadan gerçekleştirebilmeniz mümkün değil.

kartvizitlik-donguYüz yüze tanışma fırsatı bulduğum sanatçı Özlem Tuna ise tasarımı işin içine sokarak geri dönüşümün yollarını aralayan bir diğer isim. Tuna ‘Döngü’ ismini verdiği projede hurdaya atılmış pirinç, bakır gibi metallere yeniden hayat veriyor. Onları toplayıp işliyor. Mermer gibi materyallerle birleştirerek onlara yeni formlar kazandırıyor. Bu şekilde, İstanbul Tarihi Yarımada’da binbir emekle sürdürülen zanaatkarlığın hiç bir parçasının heba olmamasına uğraşıyor. Diğer bir deyişle bu proje ile bir soruna çözüm getiriliyor. Çözüm süreci işlerken inovasyon ve estetik önderliğinde ilerleniyor. Döngü dahilinde üretilen ofis objeleri (kartvizitlik, kağıt ağırlığı…) gerçekten övgüye değer.

Tasarımsal düşünce yapısının hızla yaygınlaşma sebeplerinden biri de sosyal medya. Çünkü bugünün sosyal medyasına olan rağbet sayesinde, hikayeleri görsel olarak anlatmak her zamankinden ön planda. Bu da tasarımın layık olduğu ilgiyi görmesini sağlıyor.

Gelecek Onu Hayal Edebilenlerindir

Etrafını kollarımızla saramayacağımız kadar büyük bir konu olan tasarımı en yalın biçimde şöyle özetleyebiliriz diye düşünüyorum; tasarım geleceği görüp tasarlama becerisi. Sıradan insanların daha farkında olmadığı problemleri inovatif bir biçimde hayal edip çözebilme yetisi. Tıpkı New York Times tasarım köşesi yazarı Alice Rawsthone’un söylediği gibi, Henri Ford’un arabayı tasarladığı dönemde insanlara bir yere daha çabuk ulaşmak için neye ihtiyaçları olduğu sorulsa muhtemelen daha hızlı giden atlar diye cevap verirlerdi!

Tasarımcı düşünce tarzının geleceği inşa ettiğine en güzel örneklerden birini Ipod, Iphone, Ipad üçlemesi future-of-mobile-design-and-social--3f5e71c340hepimize gösterdi. Daha kimse hayal dahi edemezken, cep telefonuna üçüncü kişilerin tasarladığı aplikasyonların kapısını açan, cep telefonunu bağımlılık yaparcasına dünyanın en interaktif ürünü olarak tasarlayan, laptop’ım var işte bir de tablete ne gerek var diyenlere inat Ipad satışlarını patlatan hep Apple’dı. Apple, biz daha farkında bile değilken, ihtiyaçlarımızı sezip ona uygun formlar tasarlayabildi.

Bu alanda bir diğer nefis örnek IKEA’dan geldi. “2025 yılında yemek yapmakla olan ilişkimiz neye benzer” fikriyle yola çıkan marka yeni bir konsept mutfak ortaya koydu. Ikea bunu yaparken insanların Concept-Kitchen-2025-at-IKEA-Temporary-A-Table-for-Living.1910x1000ihtiyaçlarından, git gide artan teknoloji kullanım trendinden, geri dönüşüm olgusundan, dünyada temiz suyun azalacağı gerçeğinden yola çıktı. Ikea yaptığı tasarımda kocaman bir mutfak tezgahının hem masa, hem ocak, hem kesme tahtası olarak kullanılabileceği fikrini ortaya koydu. Kendi kendine ikea-concept-kitchen-2025-3malzeme ısmarlayacak kadar akıllı buzdolabına benzemeyen buzdolaplarını mutfağa entegre etti. Lavabodan inen atık suyun arındırılarak yeniden kullanımını hedefledi. Expo Milano’da görücüye çıkan ve tasarımı baş tacı ederek geliştirilen konsept mutfak müthiş övgüler topladı. Projeyi buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

İnsanı odak noktasına koyan, geleceği hayal edebilen, hata yapmaktan korkmayan tasarımcı düşünce metodolojisinin yükselişi elbet sürpriz değil. Önümüzdeki senelerin tasarımcılar için çok daha ışıltılı günlere gebe olduğundan da eminim. Çünkü durum öyle bir hal aldı ki, bir firma için ‘tasarıma önem verir’ kimliğiyle anılmak artık çok kıymetli. Ancak etkili sonuçlar için esas olan iyi tasarımcılar ile vizyon sahibi şirketlerin bir araya gelmesi. Çünkü hayal kurabilen tasarımcıysa, insanların ne istediğine dair kapsamlı araştırmaları ortaya koyabilecek kapasite de şirketlerin kaynaklarında gizli.

 

 

Henüz bir yorum yapılmamış

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir